Anasayfa arrow Güncel arrow YARGI VE HÜKÜMETİ SAVAŞA GÖTÜREN SÜREÇ
Salı, 09 Şubat 2010
 
 
Anasayfa
Canlı Yayın
Güncel
Siyaset
Dünya
Ekonomi - Emek
Kültür Yaşam
Spor
Programlar
Fethullahçı Gladyo
Kurumsal
İletişim
Ulusal Gönüllüsü Ol
Nasıl İzlerim?
Yayın Akışı
Künye
Türkiye Bize Bakıyor
İnsan Kaynakları
Hava Durumu
Arşiv
Ziyaret: 11637218
YARGI VE HÜKÜMETİ SAVAŞA GÖTÜREN SÜREÇ | Yazdır |  E-posta
Cuma, 23 Mayıs 2008
 Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun 21 Mayıs günü yayınladığı bildiri, yüksek yargıyla Hükümet arasındaki iplerin kopması olarak değerlendirildi. Bildiriden sonra AKP cephesinden yargıya yönelik saldırılar artarken, yüksek yargı geri adım atmadı ve aynen karşılık verdi. iplerin kopmasında AKP'nin yargıyı denetim altına alma girişimleri, yeni Anayasa taslağı, türbanın önünü açan düzenleme ve yargının hedef gösterilmesi etkili rol oynadı.

Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun AKP'nin uygulamalarına yönelik sert bildirisi, Ankara'da iplerin kopması olarak değerlendirildi. Bildiriden sonra Hükümet yargıya yönelik saldırılarını sürdürdü.

Ancak Yargıtay geri adım atmadı. Yargıtay Başkanvekili Osman Şirin, bildirinin ardından AKP'den yapılan açıklamalara "ayaküstü yapılan açıklamlara ayaküstü cevp vermeyiz"  demişti.

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker de yargı ile ilgili konularda konuşma ve hak yetkisinin kendilerine ait olduğunu belirtti. "Bizim siyaset yapmak gibi bir amacımız yok" diyen Gerçeker, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı ilkelerinin zarar görmemesi için çalıştıklarını kaydetti.

Yargıtay'a Danıştay Başkanlar Kurulu'nun da destek vermesi, AKP'yi zor durumda bıraktı. Danıştay bildirisinde yargıyı doğrudan ilgilendiren konularda yargı organlarının görüşlerini açıkladığı vurgulanarak, yargıyı yönlendirme ve baskı altına alma girişimlerine tepki gösterildi.

Peki yüksek yargıyla AKP'nin iplerinin kopmasına neden olan uygulamalar neler. AKP Hükümeti, 22 Temmuz'dan sonra tüm devlet kurumlarıyla olduğu gibi yargıyla da kavgalı bir tutum sergiledi.

Anayasa'nın temel ilkelerine aykırı bir çok uygulamaya imza atan AKP, yargıyı denetim altına alma planları yaptı. AKP'nin 22 Temmuz'dan sonra gündeme getirdiği yeni Anayasa taslağı, yargıyı hedef alan en önemli uygulama oldu. Taslakta laiklik başta olmak üzere Anayasa'nın temel ilkeleri tartışmaya açılmış, yargı kurumlarının yapısının değiştirilmesi de öngörülmüştü.

Yargıtay Anayasa taslağına ilk tepkiyi 28 Eylül 2007 tarihinde yayınladığı bir bildiriyle gösterdi. Bildiride, Anayasa'nın değiştirilemez maddelerinde yapılacak değişikliklerle Cumhuriyet'in temel ilkelerinin zaafa uğratılmasının kabul edilmeyeceği vurgulanmıştı.

Türbanın önünü açan Anayasa değişikliği de Yargıtay'ın tepkisini çekti. Kamuoyunun da tepkisini çeken düzenleme hakkında Anayasa'nın temel ilkeleriyle çeliştiği vurgusu da yüksek yargı tarafından sık sık yapılmıştı.

AKP'ye açılan kapatma davası sonrası yargının hedef gösterilmesi ve Avrupa Birliği başta olmak üzere yabancı devletlere yargının şikayet edilmesi ipleri iyice gerdi. Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı Yargı Reformu Strateji Taslağı da bardağı taşıran son damla oldu.

Taslağın Türk yargısına sunulmadan ve görüşü alınmadan ilk olarak AB Komiseri Olli Rehn'e verilmesi yargı çevrelerinden büyük tepki topladı. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ise tepkileri görmezden gelerek kendisini savundu ve yargıyı bir kez daha eleştirdi.

Taslağın yargıyı tamamen denetim altına alacak uygulamaları öngörmesi de iplerin kopmasında önemli rol oynadı. Taslakta Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na Meclis'in üye ataması öngörülüyordu.

 

Son Güncelleme ( Salı, 24 Şubat 2009 )
 
< Önceki   Sonraki >
Gladyo
 
Top! Top!